Wednesday, January 31, 2007

The Leap of Faith

The leap of faith is Kierkegaard's conception of how an individual would believe in God, or how a person would act in love. It is not so much a rational decision, as it is transcending rationality in favour of something more uncanny, that is, faith. As such he thought that to have faith is at the same time to have doubt. So, for example, for one to truly have faith in God, one would also have to doubt that God exists; the doubt is the rational part of a person's thought, without which the faith would have no real substance. Doubt is an essential element of faith, an underpinning. In plain words, to believe or have faith that God exists, without ever having doubted God's existence or goodness, would not be a faith worth having. For example, it takes no faith to believe that a pencil or a table exists, when one is looking at it and touching it. In the same way, to believe or have faith in God is to know that one has no perceptual or any other access to God, and yet still has faith in God.

Bir de Atilla Yayla'ya Kulak Verelim...

Gerçi ben tartışmayı izlemedim ama videoyu hazırlayan arkadaş sayesinde pek de bi cevap hakkı kalmıyor. Gerçi diğer hocaların ne diyeceği üç aşağı beş yukarı aynı ama neyse..

Nihat Genç Nasıl Da Saçmalayabiliyor...

Komediye bakın ya! Türk medyası gerekli dersi vermiş de, şu da, bu da! İleride bu söylediklerimiz kitaplara geçer de! Allahım demek ki herkes saçmalayabiliyormuş.



Son inci: Bilim adamı tartışırmıymış...
Yalnız youtube'da yapılan yorumlara, daha doğrusu insancıkların nasıl birbirine bu video vesilesiyle küfrettiğine bi bakın. Böyle komedi yok ya! Nasıl düz gitmişler birbirlerine.

Bu arada Nihat Genç'te hep sloganları eleştiriyo sözde ama kendisini üç defa dinleyen kimse, esas sloganları kimin sömürdüğünü anlar, dimi ya!
Şimdi, blog açılalı çok oldu. Her şeyin tarihi olduğu gibi onunda kısa da olsa bir tarihi var. İkinci postu sildim, biraz küfür içeriyordu ve özeldi. Her neyse! Bu postu da yapacak başka bir iş bulamadığım için yazmaktayım. Okuyan çıkarsa muhtemeldir ki ya arkadaştır okuyam bakam ne demiş, sonra da çekiştiririz arkasından diye, ya da denkgele bir elemandır ki onun da canı sıkılmıştır ve next blog falan derken bizim buralara uğramıştır falan. Ama her iki grubu da eğlendireceğimi söyleyemem.

Esasında ilk mesaj bir introduction olmaması dileğiyle öyle nokta nokta bırakılmıştı. Ama bu mesaj bir giriş niteliğinde oldu. Yazacak bir şey yok napalım kariler!

Good Night and Good Luck